YAŞAMINIZI SİZ KURUN

YAŞAMINIZI SİZ KURUN

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. Bir gün yanında taşeronluk yaptığı müteahhitine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak ve eşi, büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yasam sürme düşüncesinden söz etti. Yaptığı işlerin karşılığında düzenli olarak aldığı ödemeleri elbette özleyecekti.

Emekli olmak ihtiyacındaydı ne var ki. Müteahhit iyi bir marangozunun ayrılmasına üzüldü. Ve ondan, kendine bir iyilik olarak, tahtadan son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz bu teklifi kabul etti ve işe girişti.

Ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek de zor değildi. Son işi olduğu için özensiz olarak çalıştı. Baştan savma bir isçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek aslında onun için büyük talihsizlikti. İşini bitirdiğinde, işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı. "Bu ev senin" dedi, "sana benden hediye”. Marangoz bu cümleyi duyar duymaz büyük bir şoka girdi. Çok utandı. Kendi kendine düşündü. Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman onu böyle yapar mıydı?

Aslında yaşam bizim için de böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zaman da, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız.

Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı olur yaşamımız. Ama bir gerçek var ki, geriye dönemeyiz.

Hayatınızın marangozu kendinizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da tuğladan bir duvar örersiniz.

“Hayat, bir kendin yap tasarımıdır” denir ya.

Bugün yaptığınız davranış ve seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar.

Öyle ise yaşamınızı akıllıca kurun.