BABALAR GÜNÜ

 

Bugün “BABALAR GÜNÜ”. Kızım sabah gülerek bana yaklaştı ve hediyelerini verdi.15 gün evvel kilden yaparak kurutup boyadığı birkaç tabla, yine kendisinin çizdiği ve boyadığı güzel bir resim ve iki adet gömlek. Gömlekleri kendisi seçmiş.

Her baba gibi çok hoşuma gitti. Artık kendi bilinciyle hediye seçmesi, ihtiyaçları göz önüne alarak bazı objeler üretmesi gelişmesini gösteriyor. Gözümün önünde gelişip büyüdüğünü görmek beni çok mutlu ediyor.

Bazen düşünüyorum, eğitim koçluğuna soyunan biri olarak “terzi kendi söküğünü dikemez” misali çocuk yetiştirmede zaman zaman hatalar yapabildiğimi hissediyorum. Önemli olanın bu hataları ileride yapmamak için hangi eylemlerde bulunmam gerektiğini devamlı düşünmem gerekiyor. Bu konunun da bilincindeyim.

Ama esas olan kızımın bana verdiği hediye v.s değil. O zaten bana yıllar önce gelmiş bir hediye.

Bu konuyu daha fazla duygusal boyuta taşımadan sizinle çok beğendiğim bir kitaptan alıntıyı paylaşmak istiyorum. Yaşam Koçu aslında danışanına farkındalık sağlıyor bildiğiniz gibi. İşte bu kitabın da öyle bir tadı var. Bence karşılıksız sevgiyi anlatan en güzel kitaplardan bir tanesi. Yazar her sayfayı çok güzel, anlamlı ve etkili resimlerle de süslemiş.

Birçok çocuk doğuştan kendilerine verilen ölçülemez değerin farkında değildir. Yetişkinlerin çoğu da…

Bu her yaştan insana hitap eden, okuyanı mutlu eden ve kendi değerinizin farkına varmanızı sağlayan ender kitaplardan biri. Kitabın yazarı Nancy Tillman, eski bir reklam yöneticisi ve başarılı bir tebrik kartı tasarımcısı. ”Wherever You are “, “The Wonder of You”, “ The Spring Of Christmas”, ve İt’s Time to Sleep” kitaplarının da yazarı.

Kitabın önsözü şöyle;

Doğduğun gece, ay öyle gülümsedi ki hayretle, yıldızlar seyre daldılar seni gizlice ve gece esintisi fısıldadı neşeyle, ”Hayat artık eskisi gibi olmayacak” diye. Doğduğun gece dünya değişti çünkü artık içinde sen varsın. Bu kitap senin biricik varlığını kutluyor. Yaşamın götürdüğü her yerde, yıllar boyunca yürüdüğün her yolda yanında olması dileğiyle.

Doğduğun gece, ay öyle gülümsedi ki hayretle, yıldızlar seyre daldılar seni gizlice ve gece esintisi fısıldadı neşeyle, ”Hayat artık eskisi gibi olmayacak” diye.

Çünkü senin gibisi dünyaya gelmedi daha önce.

Rüzgar ve yağmur öyle büyülendi ki sen gelince, hep güzel adını fısıldadılar o gece.

Adını duymak ne hoş, tıpkı müzik gibi. Haydi yüksek sesle söyleyelim devam etmeden önce.

Adını taşıdı rüzgar. Tarlalardan yükseklere doğru esti. Okyanusları aştı. Ağaçların arsından geçti.

Sonunda herkes duydu.

Anladılar ki eşsiz biri doğdu.

Bir eşi yoktu bu gözlerin, böyle bir burnun, böyle kıpır kıpır şapşal parmakların.

Kutup ayıları adını duyunca şafağa kadar dans ettiler gece boyunca. Uzak uzak diyarlardan evlerine doğru uçtu kazlar. Ay hiç gözden kaybolmadı gün doğuncaya kadar. Ve uçup gitmedi uçuç böcekleri o gece.

Ne kadar özel olduğundan kuşkuya düşersen, seni kim seviyor, ne kadar seviyor bilmek istersen, dinle gökyüzündeki kazların seslerini. Senin için şarkı söylüyorlar.

Ya da hatırla hayvanat bahçesindeki uykusuz kutup ayılarını. Senin için sabaha kadar dans ettiler.

Uykuya dalarken, kulak ver rüzgarın sesine. Dinle bak, adını fısıldıyor yine.

Günün birinde, ay sabaha dek görünür, uçuç böceği uçup gitmez kalırsa, ya da minik bir kuş pencerene konarsa, bil ki, gülümsemeni görmek istiyorlardır yine.

Hiçbir masal ya da ninnide, zamanın içinde bir kere bile senin eşini görmedi dünya, görmeyecek de.

Çünkü gökyüzünden üflendi borular ve borazanlar, doğduğun o harika muhteşem gecede.

Babalar gününüz kutlu olsun.