EĞİTİM KOÇLUĞU 1

Farkında mısınız bilmiyorum? Devamlı değişen bir eğitim sistemimiz var. Bu değişiklik bazen çağdaşlaşma yolunda yapılıyor bazen de ideolojiler uğruna. Sonuçta öğrenciler başta olmak üzere, veliler, öğretmenler, eğitim kurumları ve devlet, bu değişikliklere ayak uydurmaya çalışıyor.

5 sene evvel kızımı okulöncesi eğitim veren ve halen ilköğretim okuluna devam ettiği kuruma kaydını yaptırırken o zamanki müdüre hanıma, “ lise sınavlarındaki okulun başarısını, sınava nasıl gireceğini nasıl hesaplandığını, kontenjan durumlarını ” sormuştum. Müdüre Hanım biraz gülümseyerek “ Ali bey o kadar erken bir soru sordunuz ki her sene sistem değişiyor kim bilir 10 sene sonra nelerle karşılaşacağız “ diye cevap vermişti. Sahiden o dönemde ne demek istediğini tam anlamamış veya anlamak istememiştim.

Aradan seneler geçti, bu konuda farkındalıklarım arttı. Arkadaşlarımdan, çevreden o kadar değişik yorumlar duydum ki. Daha derin araştırmalara başladım. Her sene değişen sınav yönetmeliği, kanunlar vs işi bir o kadar karmaşık yapıyor. Ve özellikle öğrencileri başarılı olsalar da çaresizliğe sürüklüyor.

Geçen gün yakın bir arkadaşımın kızı son sınavda 1 yanlış yaparak bazı okullara asıl listeden kayıt olma hakkı kazandı, bazı okullarda da yedek listede. Yedek listeden asıl listeye geçme süresi boyunca annesi bir okulda, babası başka bir okulda hatta vekalet verdikleri bir yakınları da başka bir okulda nöbet tuttu. Bu sistem veya sistemsizliğin içinde anne ve babaları ve öğrencilerin hata yapabileceklerini ve bu yaptıkları hatanın hayatları boyunca üzerlerinde bir kambur olabileceğini de unutmamak gerekiyor.

 

Eğitim, bir toplumun ihtiyaçlarını göz önüne aldığımızda kaçıncı sırada yer alır*diye bir soru sormak istiyorum. Belki çoğumuz eğitime ilk sıralarda yer veririz hazırladığımız listede.  Aileler ve okullar son yıllarda sınav başarılarına odaklansa da okullar aynı zamanda insanları hayata hazırlamalıdır ve gerçek hayatın provası yapılmalıdır.

Aslında ilk eğitim çocuklara doğumundan başlayarak 7 yaşına kadar veriliyor. Yani çocuklar eğitim olarak ilk başta ailelerinden, daha sonra da gönderilirlerse okulöncesi kurumlardan alıyorlar. Ondan sonra da okullarda öğrenim başlıyor ve ilk aldıkları eğitim geliştiriliyor. Çocuk yemek yemeği de , ağzını şapırdatmamayı da veya kalem tutmayı da bu iki kutsal yerde alıyor. Benim terzi ütüsü diye adlandırdığım ( terzi ütüsü: eski zamanlarda pantolon ya da eteklik diken terziler dikimden sonra ilk ütüyü yaparlardı. Yani pantolonumuzdaki çizgi. O çizgi daha sonra ne kadar saklanmaya çalışılırsa çalışılsın kaybolmazdı ) eğitimi İyi alırsa hayatına yansıyor kötü veya yetersiz se de ileriki yaşamı ona göre şekilleniyor.

Ailelerimizin ve eğitim çağındaki evlatlarımızın belli zamanlarda aile ve eğitim koçluğuna ihtiyaçları vardır. Tabii ki çocuklarımızı en iyi aileler tanır ve yönlendirmek ister ama hem veliler hem de öğrenciler için farkındalığı arttırmak gereklidir.

Farkındalık NLP tekniğiyle ,Koçlukla arttırılır.